İş sağlığı ve güvenliği yönetiminin omurgası risk değerlendirmesidir. Eğer bir işyerindeki tehlikeler sistematik biçimde tespit edilmemişse; alınacak önlemler de doğru hedefe yöneltilmemiş, çalışan eğitimi de eksik kalmış demektir. OSGB’nin sunduğu en kritik teknik hizmet de tam olarak risk değerlendirmesi sürecini profesyonel yöntemlerle yürütmektir. OSGB’nin genel hizmet kapsamı için OSGB Nedir? Kapsamlı Rehber yazımızı; tüm hizmet kalemlerinin teknik tarafı için ise OSGB Hizmetleri Neler? yazımızı incelemenizi öneririz. Bu yazıda risk değerlendirmesinin yasal dayanağı, kullanılan yöntemler, adımları, OSGB’nin rolü ve sektör bazlı somut örnekleri ele alınmaktadır.
Risk Değerlendirmesinin Yasal Dayanağı
Risk değerlendirmesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 10. maddesinde işverene yüklenen temel yükümlülüklerden biridir. Aynı maddeye dayanılarak çıkarılan “İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği”; risk değerlendirmesinin nasıl yapılacağını, hangi sıklıkta yenileneceğini ve kimlerin sorumluluğunda olduğunu ayrıntılı şekilde düzenler.
Yönetmeliğe göre risk değerlendirmesi; işveren tarafından oluşturulan bir risk değerlendirme ekibi tarafından yapılır. Bu ekip; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, işveren veya vekili, çalışan temsilcisi ve gerek görüldüğünde teknik destek (üretim sorumlusu, makine mühendisi vb.) personelinden oluşur. OSGB ile çalışan işletmelerde uzman ve hekim ekibe OSGB bünyesinden katılır.
Risk değerlendirmesi yapılmamış bir işyerinde; gerekli önleyici tedbirler tanımlanmamış, çalışan eğitiminin içeriği belirsiz, denetim sırasında belge eksiği oluşmuş demektir. Bu durum 6331 sayılı Kanun’un 26. maddesinde tanımlanan idari para cezasına ve bir kaza halinde işverenin kusur oranında ciddi artışa yol açar.
Hangi Yöntemler Kullanılır?

Türkiye’de OSGB’lerin yaygın olarak kullandığı risk değerlendirme yöntemleri uluslararası standartlardan uyarlanmıştır. En sık karşılaşılan dört yöntem şunlardır:
L Tipi Matris (5×5 Risk Matrisi)
En yaygın kullanılan ve en kolay anlaşılan yöntemdir. Her tehlikenin olasılık (1-5 arası) ve şiddet (1-5 arası) puanı birbiriyle çarpılarak risk skoru elde edilir. 5×5 = 25 üzerinden çıkan skor; düşük, orta, yüksek ve çok yüksek risk olarak yorumlanır. Az tehlikeli ofis ortamları ve KOBİ’ler için ideal yöntemdir, hızlı sonuç verir.
Fine-Kinney Yöntemi
Matris yönteminin gelişmiş halidir ve üç parametre kullanır: olasılık, frekans (maruziyet sıklığı) ve şiddet. Üç değerin çarpımı risk skorunu verir. Bu skor 20 ile 400 üzeri arasında değişen aralıklarda yorumlanır. Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde (inşaat, kimya, üretim) tercih edilir çünkü maruziyet süresini ayrı bir değişken olarak değerlendirmek üretim ortamlarında daha doğru sonuç verir.
HAZOP (Hazard and Operability Study)
Süreç güvenliği analizine odaklanan ve özellikle kimya, petrokimya, gıda üretimi gibi süreç tabanlı endüstrilerde kullanılan ayrıntılı bir yöntemdir. Üretim sürecinin her bir adımında “ne olur eğer…” sorularıyla sapma senaryoları üretilir ve her sapmanın sonuçları değerlendirilir. Uygulaması zaman alır ancak çok hassas analiz sağlar.
Bow-Tie Analizi
Risk olayının “nedenleri” ve “sonuçları” arasındaki bağı görsel olarak haritalandıran modern bir yöntemdir. Bir tehlikenin (örneğin yangın) gerçekleşmesine yol açabilecek tüm nedenler, alınacak önleyici kontroller ve gerçekleştiği takdirde devreye girecek azaltıcı önlemler tek bir şemada gösterilir. Büyük ölçekli ve karmaşık tesislerde tercih edilir.
OSGB, işyerinin sektörüne, büyüklüğüne ve süreç karmaşıklığına göre uygun yöntemi seçer; birden fazla yöntem birlikte de kullanılabilir.
Risk Değerlendirmesi Adımları
Risk değerlendirmesi süreci, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, genellikle aşağıdaki adımlardan oluşur:
- Ön hazırlık: İşyerinin tanıtımı, faaliyet listesi, üretim akış şeması, kullanılan kimyasalların listesi, çalışan sayısı ve sınıflandırması, makine envanteri ekip tarafından toplanır.
- Saha gezisi ve gözlem: Ekip, işyerini detaylı olarak gezer; çalışma alanları, depolar, makineler, sosyal alanlar fotoğraflanır ve gözlem notları alınır.
- Çalışan görüşmeleri: Farklı bölümlerden çalışanlar ve sorumlularla görüşülerek günlük operasyonlarda yaşadıkları sorunlar, yakın geçmişteki ramak kala olaylar ve önerileri toplanır.
- Tehlikelerin listelenmesi: Fiziksel (gürültü, titreşim, sıcaklık), kimyasal (toz, gaz, çözücü), biyolojik (mikroorganizma, atık), ergonomik (tekrarlayan hareket, ağır kaldırma) ve psikososyal (stres, mobbing) tehlikeler sistematik olarak listelenir.
- Risk skorlama: Seçilen yöntem kullanılarak her tehlikenin olasılık ve şiddet/maruziyet skorları belirlenir, risk dereceleri hesaplanır.
- Önlem önerisi: Her yüksek ve orta risk için somut önleyici tedbirler tanımlanır; sorumlu kişi ve tamamlanma tarihi atanır.
- Raporlama: Tüm bulgular bir risk değerlendirme raporunda toplanır, işveren ve çalışan temsilcisi tarafından imzalanır ve OSGB arşivlenir.
OSGB’nin Bu Süreçteki Rolü
Risk değerlendirmesinin yasal sorumluluğu işverene aittir; ancak teknik yürütücü OSGB’nin atadığı iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimidir. OSGB; metodoloji seçimi, saha gezilerinin yapılması, ekip toplantılarının koordinasyonu, raporlama formatının belirlenmesi ve önerilen önlemlerin teknik açıdan değerlendirilmesi konularında işverene rehberlik eder.
İyi bir OSGB; risk değerlendirmesini “tek seferlik bir belge” olarak değil, “sürekli güncellenen bir yönetim aracı” olarak ele alır. Üretim hattında bir değişiklik yapıldığında, yeni makine alındığında veya bir iş kazası yaşandığında risk değerlendirmesi güncellenmelidir. Bu güncelleme süreçleri OSGB’nin sözleşme kapsamında yürüttüğü düzenli işlerden biridir.
Yenileme Sıklığı
Risk değerlendirmesinin yenileme sıklığı, işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir:
- Az tehlikeli işyerleri: En geç 6 yılda bir,
- Tehlikeli işyerleri: En geç 4 yılda bir,
- Çok tehlikeli işyerleri: En geç 2 yılda bir.
Bu süreler azami sınırlardır; aşağıdaki olağan dışı durumlarda risk değerlendirmesi mutlaka süresinden önce güncellenmelidir: işyerinin taşınması veya yapısal değişiklik geçirmesi, kullanılan teknolojinin değişmesi, yeni bir üretim hattı kurulması, iş kazası veya meslek hastalığı yaşanması, çalışma şekilleri değiştiğinde ve dış denetim raporlarının önerilerine göre.
Eksik veya Hatalı Risk Değerlendirmesinin Sonuçları
Risk değerlendirmesinin eksik veya hatalı yapılması; sadece denetimde tespit edilen bir belge eksikliği değil, gerçek anlamda hayati sonuçlar doğurabilecek bir zayıflıktır. Tipik hatalar şunlardır:
- Şablon kullanımı: Benzer sektörden başka bir işyerinin raporunun isim değiştirilerek kullanılması. Bu yaklaşım gerçek tehlikeleri kaçırır.
- Saha gezisinin yapılmaması: Sadece masa başında, fotoğraf ve liste üzerinden hazırlanan raporlar gerçekliği yansıtmaz.
- Çalışan görüşmelerinin atlanması: Sahadaki çalışanların gözlemleri, kâğıt üstündeki listelerin gözünden kaçan riskleri ortaya çıkarır.
- Psikososyal risklerin atlanması: Stres, mobbing, vardiyalı çalışma yorgunluğu gibi modern iş hayatının önemli risk başlıkları çoğu zaman kapsam dışında bırakılır.
- Yenileme yapılmaması: 6 yıl önce yapılmış bir risk değerlendirmesi, bugünkü işyerini tarif etmiyor olabilir.
Bir iş kazası mahkemeye taşındığında, hâkim risk değerlendirme raporunu mutlaka inceler. Eksik veya gerçek dışı bir rapor; işverenin “gerekli özeni göstermediği” yönünde değerlendirilmesine ve kusur oranının yükselmesine yol açar.
Sektör Bazlı Somut Örnekler

İnşaat Sektörü
Çok tehlikeli sınıfta yer alan inşaat alanlarında risk değerlendirmesi; yüksekte çalışma (düşme), vinç ve iş makinesi operasyonları (çarpışma, ezilme), elektrik tesisat işleri (elektrik çarpması), beton/inşaat malzemesi taşıma (kas-iskelet sistemi), kazı işleri (göçük) ve hava şartlarına maruziyet (sıcak/soğuk stresi) gibi başlıkları kapsar. Şantiyenin aşamaları (kazı, kaba inşaat, ince işler) farklı risk profilleri taşıdığı için risk değerlendirmesi aşamalı olarak güncellenir.
İmalat Sektörü
Tehlikeli veya çok tehlikeli sınıftaki imalat tesislerinde risk değerlendirmesi makine bazında detaylanır. Bir tekstil fabrikasında pamuk tozu maruziyeti (solunum sistemi), gürültü (işitme kaybı), CNC tezgah operasyonları (kesilme, kapma), forklift trafiği (çarpışma, devrilme), kimyasal madde kullanımı (cilt teması, solunum), tekrarlayan hareketler (kas-iskelet sistemi) ve aydınlatma yetersizliği gibi başlıklar değerlendirilir. Vardiya çalışması ve yorgunluk da psikososyal risk olarak ele alınır.
Ofis Ortamı
Az tehlikeli sınıfta yer alan ofis ortamlarında risk değerlendirmesi farklı bir profil taşır. Öne çıkan başlıklar; ergonomi (yanlış oturma, mouse/klavye kullanımı), ekran maruziyeti (göz yorgunluğu, dijital göz sendromu), elektrik tesisatı (yanlış uzatma kablosu kullanımı), yangın güvenliği (kâğıt yoğunluğu), psikososyal yük (stres, iş yükü, hibrit çalışma zorlukları) ve hava kalitesi (klima sistemi, partikül) şeklinde özetlenebilir. Ofis ortamı az tehlikeli olsa da, çalışan sayısı yüksek olduğunda risk yönetimi göz ardı edilemez.
Sonuç
Risk değerlendirmesi; bir kâğıt çalışması değil, iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin yaşayan kalbidir. Doğru metodolojiyle, sahadaki çalışanın gözüyle ve düzenli güncellemelerle yapıldığında, hem yasal yükümlülüğü yerine getirir hem de gerçek anlamda hayat kurtaran bir araca dönüşür. Kalitesiz veya şablon risk değerlendirmesi ise sadece kâğıt üzerinde uyum sağlar, kazaları engelleyemez.
OSGB’nin risk değerlendirmesi dahil sunduğu tüm hizmetleri bütünsel görmek için OSGB Hizmetleri Neler?; genel çerçeve ve karşılaştırma için OSGB Nedir? Kapsamlı Rehber yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki/tıbbi danışmanlık yerine geçmez.

